PAYLAŞMAYI ÖĞRENMEK ÜZERİNE GÜZEL BİR MASAL

Updated: Oct 4

Masal Masal İçinde' den Paylaşmayı Öğrenmek Üzerine Bir Masal Bu Masal,


  • Kardeş ve arkadaş ilişkilerinde çatışma yaşayan

  • Başkalarının sahip olduklarını isteme takıntısı olan

  • Kıskançlık gösteren

  • İletişimde eksiklikler ve zorluklar yaşayan bir çocuk için yazıldı.

SOYTARININ ÇÖZÜMÜ


Bir zamanlar aynı sınırı paylaşan iki ülke varmış. Kraliçe tarafından yönetilen ülke, kayalar ve taşlarla doluymuş. Kral tarafından yönetilen ülke ise dümdüzmüş.


Kraliçe ufkun ötesine bakıp da kralın sahip olduklarını istemeye başlayıncaya kadar her şey yolundaymış. "DÜZ BİR ARAZİYLE, TAHIL YETİŞTİRİP HALKIMI DOYURABİLİRİM" Demiş Kraliçe.

Sınırın ötesine bakan Kral ise, Kraliçenin sahip olduklarını istiyormuş.


"ŞU TAŞLAR İLE EVLER, OKULLAR, HASTANELER YAPABİLİRİZ" diyormuş.


Sonra bir gün Kraliçe; " Karnımızın doymasını istiyorsak, toprağımızı temizlemeliyiz sonra ekmeliyiz, şimdi toprağımızdaki taşları sınırın ötesine atma zamanı " demiş.


Taşsız ülkenin insanları ise, Krallarına koşup yakınmışlar,


"Kraliçenin ülkesindeki insanlar bize taş atıyor" diye...


Kral halkına bakmış, "EVLER, OKULLAR, HASTANELER İNŞAA ETMEK İSTEMIYOR MUYUZ? KRALİÇENİN HALKI FAKİR, EĞER ONLARA SAVAŞ İLAN EDERSEK BİZE TAŞ VE KAYA ATMAKTAN BAŞKA ÇARELERİ OLMAZ, BİZ DE BU TAŞLARLA EVLER , OKULLAR İNŞAA EDEBİLİRİZ." demiş.


Böylelikle savaş başlamış. Taşlı ülke taşlardan kurtulmuş taşsız ülke taşlarla dolmuş.


Her iki ülke halkı da savaştan sonra bir süre rahat etmiş, Kral evler, okullar inşaa etmiş, Kraliçe toprağı ekmiş, ekin yetiştirmiş.


Bir süre sonra Kraliçe, "ARTIK EKİNİMİZ VAR AMA ŞİMDİDE YENİ EVLERE İHTİYACIMZI VAR. TAŞLARIMIZIN HEPSİNİ KRALIN ÜLKESİNE ATMIŞTIK ŞİMDİ YENİ EVLER YAPMAK İÇİNSE TAŞA İHTİYACIMIZ VAR. "demiş .


Kralsa;" BİR ÇOK BİNAMIZ, EVİMİZ OKULUMUZ OLDU AMA ŞİMDİDEN EKİNİMİZ YETMEZ OLDU.GÜN GEÇTİKÇE KITLIK VE AÇLIK BİZİ BEKLİYOR. "diyerek endişelenmiş.


Tekrar savaş baş göstermiş. İki halk yine, birbirinin sahip olduklarını elde etmek için savaşmaya başlamışlar ama hiç kimse bu durumdan hoşnut değilmiş.


Bir yıl sonra etrafı dolaşan bir SOYTARI gelmiş. Sınırın yakınında bir tepeye oturmuş ve olanları izledikçe GÜLMEYE başlamış.

"BU NE KOMİK ŞEY BÖYLE" Demiş kendi kendine, sonra Kral ve Kraliçe ile birlikte görüşme yapmak istemiş.

Kral ve KRALİÇE soytarı sayesinde bir araya gelmiş. Ancak ikisi de birbirini suçlayıp durmuş. SOYTARI , "durun, durun "bir dakika demiş. Tartışıp birbirinizi suçlamanız durumu düzeltmez, birinizin taşı diğerinizin tahılı var, İkiniz de birbirinizdekileri istiyorsunuz, ta ki elde edene kadar, sonra tekrar kaybettiklerinizi geri istiyorsunuz ve tekrar savaşıyorsunuz. Bu sorunu nasıl çözebiliriz? diye sormuş SOYTARI .


Kral ve Kraliçe bu sorunun üzerine düşünmeye başlamışlar.


"TAHILLAR BİZİM TAŞLAR SİZİN "demiş öncelikle Kraliçe, SOYTARI HAKLI! İKİMİZDE BİRBİRİMİZİN ELİNDEKİNİ İSTİYORUZ. BELKİ PAYLAŞABİLİRİZ. BİZ SİZE YEMEK İÇİN TAHIL VERIR, ÇİFTÇİLİĞİ ÖĞRETİRİZ, SİZ DE BİZ ETAŞ VERİP İNŞAA ETMEYİ ÖĞRETİRSİNİZ, BÖYLELİKLE BİRLİKTE SAVAŞMAK YERİNE BÜYÜRÜZ VE HUZUR İÇİNDE YAŞARIZ."


Kral bu fikre sıcak bakmış. BENCE DE HAKLISINIZ " demiş Kraliçeye .


SOYTARI GÜLÜMSEMİŞ.


İki ülke bundan sonra bir araya gelerek paylaşmanın mutluğunu ve huzur içinde yaşayarak büyümenin zevkini tatmış.


Soytarı da tepelere oturup bu iki halkın inşaa ettiği güzellikleri seyretmiş, pişirdiği leziz yemeklerden yemiş.


Tüm halk ve soytarı mutlu mesut yaşamışlar.


Herkes paylaşmanın, başkasının elinde olanı istemekten daha güzel bir şey olduğunu öğrenmiş böylelikle.


Yazar: George W. Burns




497 views0 comments