MÜKEMMEL DEĞİL, İYİ

Hata yapmaktan korkan minikler için harika bir terapi hikayesi.


Elif okulda en sevdiği kulüp olan Tiyatro Kulübüne girmeyi sonunda başarmıştı. Seçmelere annesi ile uzun süre çalışmış, repliklerini ezberlemişti. Üstelik kendisine güveni de tamdı. İleride başarılı bir tiyatro oyuncusu olmayı hedefliyordu. Ve tabi ki seçmelerde Tiyatro öğretmenini ikna etmeyi başarmıştı.

Tiyatro kulübünde üst dönem sınıflardan pek çok öğrenci vardı. Hem Elif'ten yaşça büyük hem de deneyimliydiler. Elif bunun farkında olsa da, öğretmeninin ona olan güveni ve tiyatroya olan sevgisi bunu asla bir sorun olarak görmedi. Üstelik kendinden büyük sınıflarla birlikte vakit geçirmeyi de çok seviyor, yeni şeyler öğrenebiliyordu.

Yıl ortası gelip çattığında herkese yıl sonu oyunundaki rolleri dağıtıldı. Elif'e oldukça kısa, az repliğin olduğu bir karakter verilmişti. Ama bu normaldi. Hem ilk senesiydi hem de diğer oyuncular Elif'ten daha deneyimliydiler. Elif bir yerden başlaması gerektiğini biliyordu.


Tüm repliklerine çok sıkı bir şekilde çalıştı. Öğretmeninin ona önerdiği gibi ayna önünde defalarca prova yaptı. Kendini izledi. Beğenmediği yerleri düzeltti. Ezberi eksiksiz ve mükemmeldi. Çünkü çok çalışmıştı. Okulda da defalarca prova yapmışlardı. Provalarda çok keyifli geçiyor Elif çok mutlu oluyordu sahnede olmaktan.


Sonunda yıl sonu gelmişti. Oyunlarını okulun tiyatrosunda sahneye koyacaklardı. Herkes heyecanlıydı. Elif giyinmiş, makyajını yapmıştı. Etrafına baktı. Elif'ten büyük, üst sınıftaki diğer oyuncular çok telaşlı gözüküyorlardı. Hiç provadaki halleri yoktu. Hepsi, makyajlarından, kostümlerinden dolayı kaygı duyuyor, repliklerini unutmaktan korkuyorlardı. Yüzlerinde endişe verici bir ifade vardı.


Elif'te bir an gerilmeye başladı. Kendini pek iyi hissetmiyordu. Elleri terliyor, midesinde sanki minik kelebekler uçup onu rahatsız ediyordu. "ya unutursam replikleri mi ? " diye geçirdi içinden. Bu o nu daha da heyecanlandırdı. Sahnenin yanında beklerken bir anda sırasının geldiğini fark etti ve hemen oyuna girdi.



Kendini ışıkların altına atmıştı. Arka arkaya bildiği, ezberlediği bütün replikleri söylüyordu. Hem de olduğundan daha hızlı. Yavaşlayamadığını far etti, sesini ve hızını kontrol edemiyordu heyecandan. O sıra da bir iki kelimeyi de unutup diğerlerine geçtiğini far ketti. Ne yapacaktı? Geri dönüp baştan mı almalıydı, yoksa özür dileyip sahneden mi çıkmalıydı... ? Hiçbir şey yapmadan tüm repliklerini bitirdi Elif, ve sahnedeki rolü bitince hemen sahneden ayrıldı.



Oh! Kalbi nasıl da atıyordu! O kadar çalışmıştı. Mükemmeldi. Ama yine de unuttu repliklerini. Ne yapacaktı şimdi ? Acaba kimler fark etmişti? Ona gülmüşler miydi ?


Elif bu endişelerini yaşarken oyun bitti. Herkes çok mutluydu. Çevresine baktı. Ne oyundaki arkadaşları ne de seyirciler onun eksik söylediği kelimeleri fark etmemişlerdi. Sadece öğretmeni anlamıştı.




Öğretmeni o sırada Elif'in yanına geldi. "AFERİN ELİF, HARİKAYDIN. BİR İKİ KELİMEYİ UNUTTUN AMA BU HİÇ SORUN DEĞİL. OYUNCULUK BİSİKLETE BİNMEK GİBİDİR. HATA YAPA YAPA SÜRMEYİ ÖĞRENİR VE SONUNDA HARİKA BİR SÜRÜCÜ OLURSUN. ÇOK YETENEKLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM. TEKRAR TEBRİK EDERİM " dedi.


Elif çok mutlu olmuştu. MÜKEMMEL DEĞİLDİ. OLMAK ZORUNDA DA DEĞİLDİ. O İYİYDİ. BU İŞTE İYİYDİ VE DAHA İYİ OLABİLİRDİ. BUNUN İÇİN ÇALIŞMASI VE TİYATROYU SEVMEYE DEVAM ETMESİ YETERLİYDİ.


O gece Elif o salondan harika bir anı ile ayrıldı. Ve yepyeni oyunlarda rol almaya hayatı boyunca devam etti.

16 views0 comments

Recent Posts

See All